Celebrity şirketinin Galaxy gemisi ile Amerika'da Galveston limanından başlayan bir Batı Karaipler gezisini internetten buluyoruz. Yerimizi İstanbul acentasından ayırtıyor, kredi kartımızın milleriyle Miami'ye, oradan Houston'a uçuyor, hava alanından otomobil kiralayıp Galveston'a gidiyor, gemiye yerleşiyoruz. Meksika Cozumel, Playa del Carmen-Tulum Karaip’lere yolculukta ilk durak Meksika’nın Cozumel adası. Ada fazla özelliği olmayan bir sahil kasabası. Şöyle bir çarşısını dolaşıp, hemen bir tekneye biniyor ve karşı sahile, Playa del Carmen’e geçiyoruz. Burası çok güzel bir tatil köyü. Adadan daha kalabalık ve renkli....
Barcelona, Gibraltar, Lizbon, Funchal Yıllardır tekneyle Atlantik okyanusunu geçenlerin hikâyelerini okuyup, iç çeker dururduk. Bizim küçük teknemizin değil geçmek, Atlantik’in adını duysa titremekten bütün vidaları gevşeyeceğinden, bu işi yapmak istiyorsak ve bu yaştan sonra Atlantik’i geçen en yaşlı denizci unvanı için de yarışmayacaksak, daha makul, uygulanabilir bir yöntem bulmak gerekiyordu ki sağ olsun çağımızın mucizesi İnternet, bu olanağı-biraz araştırma sonucu-...
"Önümüzdeki hafta Hindistan’a gidelim mi?"sorusu ile  başlayan macerada; İstanbul Harbiye’deki konsolosluktan iki gün içinde vize alınıp, THY dan İstanbul-Delhi direkt uçuşa üç kişilik bilet ayırtılıp, yetecek kadar eşya çabucak hazırlanıp, Emin de okuldan yarı yıl tatiline çıkınca, 25 Ocak’ta beş saatlik bir uçuştan sonra kendimizi Delhi hava alanının karmaşasında buluveriyoruz. Plansız seyahat bizim tarzımız ama bu sefer kendimizi de...
Önceki üç yazıda anlatılmaya başlanan Güney Amerika gemi gezisinin son durağı, Şili'nin başkenti Santiago. Gezinin ikinci yarısı Şili topraklarında devam ediyor;  Arjantin’den Şili’ye geçişte ayni dili konuşan iki komşu millet arasında hiçbir fark olmayacak sanmıştık ama hiç de öyle olmuyor. Şili’liler bize benzeyen, küçük üç kağıtçı tarzı bir millet. Bir şey sorarken sizi kandıracaklarını hep ihtimal dahilinde tutmak zorundasınız. Mesela gideceğiniz yerin yirmi metre...
Çin’le ilk tanışmamız Quingdao limanında oluyor. Gemideki herkesin dikkatini çeken husus, şehrin ne kadar gelişmiş, büyük bir şehir görüntüsünde olduğu. Bu izlenim Çin’de gördüğümüz her yeni yerde pekişerek devam ediyor ve bu büyük ülkenin nasıl böyle kıyı, köşe gelişmekte olduğuna şaşarak hayranlık duyuyoruz. Bizim tatminkar bir şekilde daha yıllarca oturacağımız yedi-sekiz katlı eski konutların tamamını yıkıyor, yerine çok katlı, gayet...
Buenos Aires'teki Florida caddesi her saat hareketli, İstiklâl caddesi gibi bir yer. Gider gitmez orada Falabella adında bir çarşı içinde tarif üzerine aynı isimde bir tur acentası buluyoruz ve meşhur şelâleye gitmek üzere üç günlük tur satın alıyoruz. Iguazu, Parana nehri üzerinde 2.7 km. boyunca 65 ila 82m yükseklikten akan 275 bağımsız şelâleden oluşuyor. Brezilya,Paraguay ve Arjantin sınırında, yağmur ormanlarının içinde emsalsiz bir tabiat harikası. Garganta del Diablo (şeytan...
Hongkong'a gelişimiz, Yangshuo'dan Guilin'eotobüs, Guilin'den Shenzen'e tren kullanarak oluyor. Tren konusunda bu sefer şansımız ters dönüyor ve yataklı kompartmanı biri kadın, diğeri erkek iki küstah Hollandalı ile paylaşmak zorunda kalıyoruz. Batılılarda çok görüp nefret ettiğimiz, bir doğu ülkesinde olmanın verdiği aşırı kendine güveni edepsizlik seviyesine çıkarıyor, biz yattıktan sonra çok içmiş gelip, geç vakte kadar kadar konuşup kıkırdıyorlar. Neyse ki bir sabır döneminden sonra...
Hokkaido adasının önemli limanı Muroran’dakaraya ayak basar basmaz yıllardır Japonlar hakkındaki düşüncelerimizin ne kadar yanlış olduğu, onların her zamanki tarzları ile “zarif bir şekilde” yüzümüze vuruluyor. Bu yanlışlığın kaynağı, seneler önce Thailand’da karşılaştığımız bir olay ve gördüğümüz bütün çekik gözlü insanları Japon kabul etmek gibi bir hataya dayanıyor. Pattaya’da sahilde Japon zannettiğimiz bir erkek, herkesin içinde son derece kaba bir tarzda bağırıp çağırarak karısını azarlamış ve on...
2008 yılı, Ağustos’un ortası geliyor, köyde bir türlü işler bitmediği için Karadeniz yolculuğumuza çıkmamız sürekli ertelenerek bu tarihi buluyor. En sonunda Doğu Karadeniz’de havanın bozacağı korkusuyla işleri yarım bırakıp bir sabah çekme karavanımızla yola çıkıyoruz. Sapanca-Gerede-Çerkeş-Samsun güzergâhıyla Karadeniz sahil yoluna iniyoruz. Hiç durmadan Hopa’ya kadar yol alıp, Hopa’dan Borçka’ya doğru tırmanmaya başlıyoruz. Niyetimiz, Macahel’de hava bozmadan Artvin ve civarını görmek, Kaçkar’lara çıkmak. Oraları görüp bitirdikten sonra batıya doğru...
1997 Yılı bahar aylarında, yeni alınmış bir Hyundai Van minibüsün içini, bütün üniteler istendiğinde tamamen çıkabilir şekilde, genç bir marangoza ölçü vererek amatörce karavan haline getiriyoruz. Sabit ünite tercih edilmemesinin nedeni, normalde aracın iş için kullanılıyor olması. Günlük kullanımda oturmak için kullanılan sandıklı iki ünite, ortadaki masa araya konduğunda gece yatağa dönüşüyor. Ayrıca küçük bir eviyesi olan mutfak tezgâhımız...

POPÜLER YAZILAR