Pusan’da(Busan) gemiden indiğimizde bizi şehir merkezine götürecek servis otobüsleri hazır bekliyorlar. Kore’nin en büyük, dünyanın beşinci büyük limanı olan bu şehirde yaklaşık yirmi dakikalık bir yolculuktan sonra tam meşhur balık pazarınınönünde, çarşı içinde iniyoruz. Daha önce şöhretini duymuş olduğumuz balık pazarını Kore savaşında kadınlar kurmuş. Bu nedenle “Aunties’ Market” (teyzeler pazarı) deniyor. Çalışanların çoğunluğu hâlâ her yaştan kadınlar. Hayatımızda böyle bir yer görmedik,...
Celebrity şirketinin Galaxy gemisi ile Amerika'da Galveston limanından başlayan bir Batı Karaipler gezisini internetten buluyoruz. Yerimizi İstanbul acentasından ayırtıyor, kredi kartımızın milleriyle Miami'ye, oradan Houston'a uçuyor, hava alanından otomobil kiralayıp Galveston'a gidiyor, gemiye yerleşiyoruz.
Meksika
Cozumel, Playa del Carmen-Tulum
Karaip’lere yolculukta ilk durak Meksika’nın Cozumel adası. Ada fazla özelliği olmayan bir sahil kasabası. Şöyle bir çarşısını dolaşıp, hemen bir tekneye biniyor ve karşı sahile, Playa del Carmen’e geçiyoruz. Burası çok güzel bir tatil köyü. Adadan daha kalabalık ve renkli....
2004 ve 2008 yıllarında iki defa umre ziyareti yaptım. Benim çevremde bazen bu ziyaret ön yargılı karşılanabiliyor. Keskin çizgilerle çok tehlikeli bir şekilde ikiye ayrıldığımızı düşündüğüm bu günlerde, ibadetini yapan samimi bir laik ve Atatürk'çü müslüman olarak, her iki tarafı da bir dereceye kadar anlayabildiğimi hissediyor, iki kanattan da gelebilecek tepki ve yanlış anlamaları tahmin etmeme rağmen bu seyahatler hakkındaki tarafsız...
Arjantin'e gitmişken Uruguay'ı görmek için Buenos Aires'ten Plata nehrinin karşı kıyısına geçiyoruz. Ayrıca geminin ilk iki uğrak limanı, Uruguay'ın Punta del Este ve Montevideoşehirleri.
Buenos Aires’ten Buque Bus denen büyük ve hızlı yolcu teknelerine binip Plata nehrinin karşı kıyısına geçince başka bir ülkeye geçiyorsunuz. Ayni dili konuşan, benzer bir ülke; Uruguay, Arjantin’in taşralı, küçük akrabası. Önce Buenos Aires’i görmesem çok daha çekici bulacağım, daha fazla seveceğim, ama ne çare ki görmüşüm ve...
Önceki üç yazıda anlatılmaya başlanan Güney Amerika gemi gezisinin son durağı, Şili'nin başkenti Santiago. Gezinin ikinci yarısı Şili topraklarında devam ediyor;
Arjantin’den Şili’ye geçişte ayni dili konuşan iki komşu millet arasında hiçbir fark olmayacak sanmıştık ama hiç de öyle olmuyor. Şili’liler bize benzeyen, küçük üç kağıtçı tarzı bir millet. Bir şey sorarken sizi kandıracaklarını hep ihtimal dahilinde tutmak zorundasınız. Mesela gideceğiniz yerin yirmi metre...
Hongkong'a gelişimiz, Yangshuo'dan Guilin'eotobüs, Guilin'den Shenzen'e tren kullanarak oluyor. Tren konusunda bu sefer şansımız ters dönüyor ve yataklı kompartmanı biri kadın, diğeri erkek iki küstah Hollandalı ile paylaşmak zorunda kalıyoruz. Batılılarda çok görüp nefret ettiğimiz, bir doğu ülkesinde olmanın verdiği aşırı kendine güveni edepsizlik seviyesine çıkarıyor, biz yattıktan sonra çok içmiş gelip, geç vakte kadar kadar konuşup kıkırdıyorlar. Neyse ki bir sabır döneminden sonra...
Kime “Patagonya’ya gittik” desem, “öyle bir yer var mı?” diye soruyor. Evet, bizde espri konusu olan Patagonya, Güney Amerika’nın güneyinde, Arjantin ve Şili’nin topraklarının çok büyük bir kısmını kaplıyor. Dünyanın en güzel dağlarından olan And dağlarına ve Şili fiyordlarına da bağlı olarak muhteşem bir tabiata sahip, milli parklarla korunmuş inanılmaz güzellikte bir bölge. Tek kusuru soğuk olması! Bizde güney sıcağı hatırlatır, Güney yarım kürede ise tam tersi, soğuğu hatırlatıyor. Gotan Project'in "El Norte"si(Kuzey)...
Gemi adaya yanaşıyor. Minibüsler, otobüsler, bağrışan, gemiden inenleri kendi turlarına çağıran, ellerindeki fotoğraflardan şelale, orman manzaraları göstererek reklam yapmaya çalışan kalabalık kara adamlar topluluğunun içine iniyoruz. Bir süre tereddüt ve araştırma sonrası bir tur ile anlaşıyoruz. Büyük bir minibüste yaklaşık 15 kişiyiz. Şansımıza Castor isimli çok iyi bir rehber ve iyi bir yaşlı şoföre rastlıyoruz.. Ada çok fakir. Önce...
Barcelona, Gibraltar, Lizbon, Funchal
Yıllardır tekneyle Atlantik okyanusunu geçenlerin hikâyelerini okuyup, iç çeker dururduk. Bizim küçük teknemizin değil geçmek, Atlantik’in adını duysa titremekten bütün vidaları gevşeyeceğinden, bu işi yapmak istiyorsak ve bu yaştan sonra Atlantik’i geçen en yaşlı denizci unvanı için de yarışmayacaksak, daha makul, uygulanabilir bir yöntem bulmak gerekiyordu ki sağ olsun çağımızın mucizesi İnternet, bu olanağı-biraz araştırma sonucu-...
Çin’le ilk tanışmamız Quingdao limanında oluyor. Gemideki herkesin dikkatini çeken husus, şehrin ne kadar gelişmiş, büyük bir şehir görüntüsünde olduğu. Bu izlenim Çin’de gördüğümüz her yeni yerde pekişerek devam ediyor ve bu büyük ülkenin nasıl böyle kıyı, köşe gelişmekte olduğuna şaşarak hayranlık duyuyoruz. Bizim tatminkar bir şekilde daha yıllarca oturacağımız yedi-sekiz katlı eski konutların tamamını yıkıyor, yerine çok katlı, gayet...





















